 |
|
Ücretsiz Ders Kitabı Uygulamasının Getirdikleri, Götürecekleri
02.11.2006 14:02:57
Bilindiği gibi 2003 yılından itibaren ilk öğretim öğrencilerinin kitapları devlet tarafından ücretsiz olarak dağıtılıyor. Bu yıl bu uygulamaya liselerde dahil edilerek buralarda öğrenim gören öğrencilerin kitapları da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ücretsiz dağıtıldı. Kitapların dağıtılmasını müteakip okullara ulaşan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı İmzalı bir genelgeyle öğrencilere dağıtılan kitaplar dışında başkaca kitap, yardımcı kitap, ünite dergisi, okuma kitapları aldırılmaması, bu türlü kitapları aldıranlarla ilgili olarak soruşturma açılacağı ve cezalandırılacağı kesin bir dille belirtilmekte. Mili Eğitim Bakanlığı nezdinde arkadaşlarımızın yaptıkları görüşmelerde sözlü olarak böyle bir genel-genin olmadığı ve yazının da imzanın da sahte olduğu belirtilmiş. Geçmiş yıllarda da benzer yazılar okullara gitmiş yöneticiler ve öğretmenler zor durumda kalmışlar ve önerebilecekleri yardımcı kaynak kitapları önerememişlerdi. MEB`nın Ders Kitapları ve Eğitim Araçları yönetmeliğinin 31. maddesinde öğretmene eğitim aracı seç-me olanağı son derece açık bir biçimde tanınmıştır. Yönetmeliğin 31. maddesine dayanarak öğretmenler dersleriyle ilgili yardımcı kitap araç ve gereçleri seçebilme haklarım `kullanamama durumunda kalmışlardır. Tam bu yazının yarattığı şoku atlatmaya çalışan yayınevleri, dağıtıcı ve kitapçılar 25 Eylül tarihli 4558 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı`nın yazısıyla karşılaştılar... Bu yazıyla da yabancı dil ağırlıklı program uygulamayan liselerde yabancı dil dersleri için (Almanca, Fransızca ve İngilizce) kitap aldırılmaması, bakanlığın bu derslerle ilgili kitapları hazırladığı ve baskısını yaparak öğrencilere ücretsiz dağıtılacağı belirtilmekte. Yönetmeliğin ilgili maddesine dayanarak faaliyetlerini yürüten yayıncı, ithalatçı, dağıtıcı ve kitapçıların halini gelin şimdi siz düşünün. Binlerce okulda öğretmenlerin seçtiği ve bu seçimler göz önünde bulundurularak üretilen kitaplar eğitim aracı olarak seçilip kullanılmaktadır. İlgili yazıdan dolayı birçok okul, eğitim aracı niteliğinde kitap seçip kullanmayı durduracak ve yayınevleri, dağıtıcılar ve kitapçılar kitaplarını satamaz durumda kalacaklar ve büyük parasal zararlara uğrayacaklar. .. Daha önceki yazılarımızda ücretsiz kitaba karşı olmadığımızı bu projenin uygulanışında sorunlar olduğunu bu sorunların giderilmemesi halinde kısa, orta ve uzun vadede çıkacak problemlerin çözümünün de çok güç olacağını anlatmaya çalışmıştık. MEB yeni müfredata göre yazılan kitaplar arasından Talim `Terbiye Kurulu`nun açtığı yarışmalarda puanlama usulüyle ders kitaplarını belirliyor ve belirle¬diği kitap 5 yıl boyunca onaylanmış oluyor. Bu yarışmalarda belirlenen kitaplar eksiltme usulüyle ihale edilerek satın alınıyor. 1. Bu satın alma sırasında bakanlık yetkilileri yayınevlerinin verdiği teklifleri beğenmeyip iptal edebiliyor veya düşük fiyatla satın alıyor. 2. Bazen de en yüksek puanı almış olan kitabı satın da almayabiliyor. 3. Bakanlık kendisi kitap yazdırıyorsa yarışmaya giren kitapları incelemek için ya dikkate almıyor ya da satın almıyor. 4. Ücretsiz dağıtılan kitapların yüzde 40-50`si hâlha devletin yazdırdığı kitaplar (Diğer sektör veya alanlarda en hızlı özelleştirmeci olan hükümetimiz nedense ders kitabı yazımı, basımı konusundaki, payım korumayı ısrarla savunuyor ve bu alanları özel sektöre bırakmıyor, bırakmaya da niyetli değil.) MEB kendi hazırladığı ve bastığı kitapları için acaba özel sektöre uyguladığı maliyetleri yakalayabiliyor mu yoksa söylendiği gibi özel sektöre verilen fiyatların yüzde 40 üzerinde maliyetlerle mi çalışıyor. Bunu hepimiz merak ediyoruz. Gelelim kitapların dağıtımı konusuna. O günlerde bu işin batılı ülkelerdeki gibi yerel kitapçılar kanalıyla dağıtılmasını önermiştik, hatta öğrencinin ve ailelerin ayaklarını kitapçılardan çekecek uygulamadan kaçınılması gerektiğini, bunun yayıncılık sektörüne çok büyük darbeler vuracağım, birçok kitapçının zor durumda kalarak kapanma` tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını yazmıştık. Bu uygulamada ilk yıl kitapçılara kargoculuk yaptırıldı, ancak sonraki yıllarda bu işlerden el çektirildiler. Anadolu`nun bir çok yerinde kitapçılar kapanmak zorunda kaldı. Bu durumdan dolayı kitapçıların ekonomik olarak yaşayamaz hale gelmesi, kitaptan uzak nesiller yetiştirilmesinin de habercisiydi. Tüm zorluklara rağmen direnen kitapçılara ikinci bir darbe de söz konusu bakanlık genelgeleriyle dağıtılan ders kitaplarının dışında kitap aldırmak istemeyen MEB genelgeleridir. Bu genelgeler kaba tabirle vatan-daşın cebinden fazla para çıkmasın gibi popülist anlayışlara dayandırılarak yazılırken acaba gelecekteki, bizlere, topluma kesilecek faturası ne olacak diye düşünmemiz gerekiyor. Ülkemizde bu gidişle kültürsüz, kitaptan uzak dolayısıyla bir çok değerden uzak nesil yetiştirmenin politikaları mı uygulanıyor? Başbakanımız televizyonlarda yeni eğitim öğretim dönemini açış konuşmalarında yeni sistemlerinden söz ediyor. Öğretmen merkezli olmayan öğrenci merkezli olan. Ezberci olmayan, düşünen, araştıran, sorgulayan nesiller yetişeceğinden söz ediyor. Okuma alışkanlığı üzerine kurulmayan sistemlerden ne umar beklenir. Okullara bizim dağıttığımız kitaplardan başka kitap girmesin demek bu düşünceyle çelişmiyor mu? Okumayan, kitapla bağlantısı kesilen öğrenciler, onca kuşatmanın altında nasıl düşünecek, nasıl sorgulayacak, eğitimin merkezinde, nasıl olacak. Bu gelişmeler acaba neyin habercisidir diye düşünmemiz gerekmiyor mu? Dünya Kitap, Yıl 15, Sayı 180, 06.10.2006, Kenan KOCATÜRK,
|
Okunma Sayısı : 767
|
|