 |
|
Sektör Üzerine: Pes Ediyorum
20.12.2006 09:18:07
Daha önce de bu sütunlarda korsan yayınlarla ilgili yazılar yazmış ve korsan sorununun hemen hemen her açıdan ele almıştık. Konuyla ilgili Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın talimatıyla yapılan bir dizi toplantıya katılmış, alınması gereken önlemleri hem katıldığımız toplantılarda hem de bu sütunlarda belirtmiştik. O gün bu gündür konuyla ilgili çok önemli gelişmeler olmadığı gibi konu uykuya yatırıldı gözüküyor. Kültürel yayınlarda korsan satışları yüzde kırklara tırmandı. Sokak tezgahlarının ötesinde başta Konya, İzmir, Adana, Samsun, Kayseri, Mersin, Antalya gibi şehirlerde korsan yayınlar aleni olarak dükkanlarda satılmaya devam etmektedir. İlköğretim ve liselerde ise yardımcı ders kitapları yaygın şekilde fotokopiyle çoğaltılmaya devam edilmekte. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri katıldığımız toplantılarda okullara uyarı niteliğinde bir genelge göndereceklerini ve konunun önemini anlatacak resim ve kompozisyon yarışmaları yapacaklarını söylemişlerdi. Konuyla ilgili hiçbir şeyin yapılmadığı gözlenmekte. Yayıncıların örnek olarak gösterdikleri kitapların yaygın ve artan bir şekilde fotokopiyle çoğaltılmasına devam edilmekte. Yabancı yayınlardaki durum da zaten öteden beri konudan ilk önce ve en etkili biçimde nasibini alıyordu. Şimdi iyiden iyiye korsan baskılar ve fotokopiyle çoğaltım artmış ve piyasaya hakim olmuş durumda. Akademik yayınlarda ise durum vahim ötesinde. Üniversitelerin kütüphanelerinde etraflarındaki fotokopi dükkanları ve kitapçı dükkanlarında üniversite ders kitaplarının korsanları cirit atmakta yabancılar neredeyse her geçen yılı arar hale gelmiş durumdalar. Akademik yayıncılar çare olarak hukuki mücadele yolunu seçtiler bir araya gelerek korsana karşı mücadele yürütmeye çalışıyorlar. Ancak son dönemlerde Yayıncılar Meslek Birliği avukatları savcılarımızdan korsan yayınlarla ilgili takip kararını alamaz hale geldiler. Bazen de alınan izinler başvuru süresinden 3-4 sonra ancak verildiği için “atı alan Konya’yı buluyor”. Korsan yayınların akademik yayınlarda satış oranı yüzde 80-85 leri bulduğu gözlenmekte. Her nedense hakim ve savcılarımızın gözünde ve vicdanında yasaların suç saydığı fiiller suç olarak görülmüyor herhalde. Bu ülkede sayıları binlere dayanan davalardan kayda değer caydırıcılık oluşturulacak karar sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Suçu işleyenler suçları sabit görülüyor ve cezaları komik para cezasına çevirilip hapis karaları erteleniyor. Bu gelişmeleri şaşkınlıkla izleyen yayıncıların adalete güvenleri sarsılmaz mı? Bu ülkede vatandaş olarak yayıncılar sorunlarını Başbakan’a kadar götürmüşler. Başbakanımız talimatlar vermiş konunun takipçisi olacağını belirtmişti. Adalet Bakanı Cemil Çiçek başkanlığında komisyonlar kuruluyor toplantılar yapılıyor ve sonuç alınamıyorsa vah ülkemin haline demekten başka ne söylenebilir. Dolayısıyla ne kadar uygun yasalar olursa olsun sorunlar uygulamadaki kararlılıkla çözüleceğini bilen bizler artık devletin kararlılıkla bu sorunu çözmeyeceği kanaatine gelmiş durumundayız. İnanmak istememekle beraber istihdam sorununun gizli bir çözümünün bir yolu da korsan sorununa göz yummaktır söylemlerinin gerçekleştiğini görmek biz yayıncıları üzmekte ve derinden yaralamaktadır. Yaklaşık 20 yıldır bifiil korsan yayınlara karşı mücadele eden bu satırların yazarı bu sütunlara da taşıdığı korsanla mücadelede; gücüme de gitse PES EDİYOR… PES EDİYORUM, çünkü her gün pıtırak gibi çoğalan korsan yayıncıların peşinde koşmaktan artık işimizi yapamaz hale gelmekten bıktım. PES EDİYORUM, çünkü bir vatandaş olarak Savcılık ve mahkeme kapılarında derdimizi anlatmaktan bıktık. PES EDİYORUM, çünkü hırsızlık mallarını engellemekle yükümlü görevlilerin bizi adeta “Aç Gözlü Yayıncılar” olarak artık görmelerine dayanamıyorum. PES EDİYORUM, çünkü gecemizi gündüzümüze katarak bu ülkenin insanın çok iyi şeylere layık olduğunu düşünerek çalışarak ürettiklerimizin ortalık yerde tecavüze uğramasına artık tahammül edemiyorum. PES EDİYORUM, çünkü yerel yöneticilerin, siyasetçilerin, korsana bulaşanları oy alacakları vatandaşlar olarak görmelerine karşın bizlere bir vatandaş olarak oylarımızın hiçbir değerinin olmadığı duygusunu yaşatmalarına katlanamıyorum. PES EDİYORUM, çünkü ülkemizin yönetiminde bulunan Başbakan, Adalet Bakanı, İç İşleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Turizm ve Kültür Bakanları bu sorunları çözmüyor yada çözemiyorlarsa artık kime başvuracağımızı bilememekten dolayı PES EDİYORUM… Kenan Kocatürk Dünya Kitap, yıl 16, sayı 182, 1 Aralık 2006 Cuma
|
Okunma Sayısı : 682
|
|